Site Rengi

Kürd Tasavvuf Müziği’ nin Çağdaş Yorumcusu; ALİ AKTAŞ

Kürd Tasavvuf Müziği’ nin Çağdaş Yorumcusu; ALİ AKTAŞ
07.03.2016
A+
A-

Diyarbakır’ ın sevilen ses sanatçısı Ali Aktaş’ la uzun zamandır planladığımız ancak bir türlü yoğun çalışmalarından ötürü yapmaya fırsat bulamadığımız özel röportajımızı sonunda gerçekleştirdik. Ünü yerelden, ulusal boyuta varan sanatçımızı buyurun daha yakından tanıyalım.

D.M: Üstadım sizi bilmeyen ve sevmeyen yok. Ama gazetemizin okurları için bize kendinizden bahseder misiniz? Ali Aktaş kimdir? Hayat serüveninizi bizimle paylaşır mısınız?
Ali Aktaş: 1969 yılında Diyarbakır’da doğdum. Kalabalık nüfuslu dar gelirli bir ailenin beşinci çocuğuyum. İlkokulu Derviş Hasan ilkokulunda, Ortaokulu ve liseyi Gazi Lisesinde okudum. Eğitim hayatım sırasında Medrese’de 12 ilim tahsil ettim. Sarf, Nahv, Tefsir gibi dersler okudum. Medrese eğitimi sırasında Suriye’de de dersler aldım. Arapça, Farsça, Kürtçe ve Zazaca dillerini iyi derece bilmekteyim.

D.M: Müzik yolculuğunuz nasıl başladı?
Ali Aktaş: 1989 yılında Diyarbakır Belediyesi Halk Müziği korosunun sınavını kazanarak müzik hayatıma başladım. Aynı yıl TRT’nin açmış olduğu sınava girerek ses denetimi olurunu aldım ve ses yarışmasında da birinci oldum. 1994 yılına kadar Diyarbakır Belediyesi Halk Müziği korosunda solist olarak görev yaptım. Koro şefimiz Arif Çelik yönetiminde sürdürdüğümüz müzik çalışmalarında Eşref Atay, İbrahim Macit gibi değerli müzik adamlarıyla birlikte Diyarbakır Musikisi ile ilgili çalışmalarda yer aldım. Koro çalışmaları sırasında Kültür Bakanlığın açtığı sınavda başarılı oldum. 1994’te koro şefliğine getirildim.

D.M: Ulusal mecrada tanınmanız nasıl oldu?
Ali Aktaş: TRT Gap Tv ve TRT Gap Diyarbakır Radyosunda programlara katıldım. İki yıl boyunca TRT Gap Tv’de “İlden İle Türkülerle” adlı programı yaptım. Bütün ulusal medya da Kanal 7, STV, TRT 1, TGRT, ATV, KANAL D ve yerel tv’lerde programlara çıktım. Diyarbakır Belediyesi Türk Halk Müziği korosu olarak Türkiye’nin bütün illerinde konser ve etkinliklere katıldım. Ve konser programlarımız başarılı bir şekilde gerçekleşti. Bu programlar ve konserler neticesinde ödüller aldım. TRT Ses Yarışmasında birincilik ödülü, Malatya Belediyesince düzenlenen Kaysı Festivalinde ödül aldım. TRT ile ortak yaptığım “Mehmetçik ile Elele programı” ile ödüller aldım. Kara Kuvvetleri tarafından “Kardeşlik Ödülü” verildi.

D.M: Asıl çıkışınızı TRT 6’ da yaptığınızı biliyoruz. Bize TRT 6’ daki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Ali Aktaş: İlk kez düzenlenen Kürtçe müzik programı yarışmasında TRT 6’ da sunuculuğu ve solistliğini yaptığım ŞOX Ü ŞENG programıyla Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti tarafından yılın Kürtçe program dalında birincilik ödülünü kazandım. Ödülü Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç tarafından takdim edildi. Şu anda TRT 6’da yayınlanan edebiyat programı olan “Diwan” programında sunuculuk ve solistlik yapmaktayım. TRT Türkü ve TRT Gap Diyarbakır Radyosu ortak yapımı “Türkü Diyarı” adlı programda Koro Şefliği ve solistliğini sürdürmekteyim.

D.M: Diyarbakır kültürüne ve musikisine yönelik yaptığınız önemli çalışmalar nelerdir?
Ali Aktaş: Evet bu konuda tevazu yapamayacağım. Diyarbakır kültür ve musikisine önemli katkılarda bulunduğumu söyleyebilirim. Diyarbakır için düzenlenen etkinliklerde solistlik yaptım. Diyarbakır türkülerinden oluşan (Diyarbakır Eyvan Geceleri) adlı iki adet albümüm bulunmaktadır. TRT Genel Müdürlüğünce hazırlanan İl İl Türkiye albümünde 6 solo türkü okuyarak Diyarbakır musikisine katkı sundum. Kürtçe tasavvuf müziğini içeren (Medreseden Günümüze Kürt Müziği) ve Faqi adlı iki albümüm var. Şu anda da yörenin kaybolmuş türkülerini derleyip albüm çalışmasındayım, doğrusu bitmek üzeredir ve yine Medreselerden Günümüze Kürt Müziği’nin ikinci albümü yakında çıkacaktır.

D.M: Ali Bey, daha önce ulusal basında Yavuz Donat gibi köşe yazarlarının da konu ettiği ilginç anılarınızı bizimle paylaşır mısınız?
Ali Aktaş: Evet yıllar önce Sabah gazetesi yazarı Yavuz Donat’ a anlattığım ve onun da köşesinde yazdığı bir- iki anım var. 90’ lı yıllardayız. Beni Erzurum TRT ‘ den aradılar. Gap Tv’ ye program yapacaksın. Hemen gel dediler. Ben de sahne kıyafetimle yola çıktım. Akşam saatlerinde Bingöl’ ü geçtikten sonra PKK’ liler yol kontrolü yapıyorlar. Necisin, nereye gidiyorsun diye sordular, ağzımdan “Devlet sanatçısıyım” çıktı. Erzurum’ a, GAP TV’ de türkü programına çıkmak için gittiğimi söyledim. Beni arabadan indirip yanlarına aldılar ve dağa çıkardılar. Gece boyunca bana bildiğim bütün şarkı ve türküleri Kürtçe, Türkçe, Zazaca söylettiler ve eğlendiler. Can havliyle sabaha kadar okumaktan sesim kısıldı. Sabah olunca da bana yolu tarif edip saldılar. Ben yola çıkınca bu sefer karşıma Özel Harekatçılar çıktı. Onlara derdimi anlatmaya çalıştım. Ben masumum, Devlet sanatçısıyım. Beni PKK kaçırdı, sabaha kadar türkü söyletti, deyince bu kez komutan bana “ulan, demek sabaha kadar bizi uyutmayan sendin ha! Yürü! Diyerek karakola götürdüler. Çık ulan bu duvarın üstüne deyip, akşama kadar bana İstiklal Marşı’ nı okuttular. Yani akşamdan sabaha kadar Pkk’ liler türkü söylettiler, sabahtan akşama kadar da komutan İstiklal Marşı’ nı okuttu. Akşam olunca da komutan, tamam hastir git evine bir daha buralarda görünme deyip beni saldı. Yani böyle trajikomik, gülsem mi ağlasam mı bilemediğim bir anım oldu.

D.M: Bir de “ Kine em” hatıranız var, onu da sizden dinleyelim.
Ali Aktaş: Yine 90’ lı yıllar. Bir ilçe belediyemizin etkinliğine program için davet edildim. Salon tıklım tıklım. Kalabalık, söylediğim türkülere eşlik ediyor. Bir yandan program kameraya çekiliyor. Ben sanıyorum ki yerel televizyon kanalınındır, yarın akşam televizyonda gösterirler diye ben de coştukça coştum. Kalabalıktan “Kine em” isteği gelince ben de hızımı alamadım. “Ho ho ho ho kine em” diye söyleyip mikrofonu kalabalığa uzatıyorum, kalabalık hep bir ağızdan “Kurdın em” diye devam ederken, protokoldekilere de mikrofonu uzatıp “Kine em” diyorum, protokoldekiler de eşlik ediyor. Bu sırada protokoldekilerden kravatlı, asık suratlı, hiç gülmeyen ve şarkıya eşlik etmeyen biri dikkatimi çekti. Ona doğru yanaşıp tekrar ettim, “ho ho ho ho kine em” mikrofonu uzattım adamdan ses yok. Milleti susturdum. Bir daha, “ho ho ho ho kine em” . Mikrofonu uzattım yine adamdan ses yok. Dedim sen niye söylemiyorsun? Adamdan gelen cevap; Ben ilçe emniyet müdürüyüm. Memnun oldum ben de Ali Aktaş. Aha şimdi b.ku yedik diye içimden geçirdim. Meğerse kamera da yerel tv’ nin değil, polis kamerasıymış. Ertesinde DGM’ ye çağrıldım. Dediler “söyle bakalım sen kimsin?”, verecek cevabı düşünüyorum, desem ben Türk’ üm diyecekler ula eşşoğlu eşek dün akşam öyle demiyordun. Desem Kürd’ üm başıma iş gelecek. Dedim, ben Zaza’ yım! İşte böyle tam iki sene DGM’ ye gidip geldim bu iş için. Neyse ki sonunda paçayı kurtardık.

D.M: Ali Bey, bize zaman ayırdığınız için teşekkür ediyoruz. Son olarak eklemek istediğiniz bir mesajınız var mı?
Ali Aktaş: Asıl ben teşekkür ederim. Memleket sevdasıyla yapmaya çalıştığınız güzel haberlerinizin eksilmeden artması dileğiyle, gazeteniz aracılığıyla özelde ilimize, genelde bölgemize ve tüm Anadolu’ ya güzelliklerin, huzurun ve barışın egemen olmasını diliyorum.

YORUMLAR

  1. LONDONBOY1980 dedi ki:

    SUPER BIR MUZILK DINLEMENIZI TAVSIYE EDERIM Ali Aktaş – Seyrana Seyrani me https://www.youtube.com/watch?v=gLNZ7dDShl4